|


 

 |
Gürcüler,Kemalpaşa’ya renk katıyor
M. Kemal AYÇİÇEK- 19 Ekim 2009
Yağmur yağınca ilk akla gelen Karadeniz sahil yolu oluyor. Öyle ya sahil yoluna dikey olarak inen ırmaklar, dereler, çaylar, burada taşkınlara ve sel basmalarına sebep oluyor. Hem bunları gözlemlemek ve hem de Gürcistan’dan gelen üreticilerin (!) vatandaşların, Kemalpaşa da kurdukları pazarı görmek için yola koyuldum.

Size abartılı gelebilir belki ama yağışların şiddetli olduğu zamanlarda sahil yolu adeta göl oluyor ve araçlar, yolda gitmekte zorlanıyor. Yol mühendisleri, işi belki de aceleye getirince yolda olması gereken eğimleri veya su akarlarını pek dikkate alamamış olmalı ki, yoldaki ...devamı www.karadenizolay.com da
Duduzar'dan Bayburt Kalesine (Bemsibeyrek)
Sabah kalkıp bir güzel Bayburt usulü kahvaltıdan sonra Duduzar’a gidelim
istedim.
Hem
rahmetli
dedemin
her
Bayburt’a
inişindeki
(yaz
mevsiminde
ayda
bir
kez)
gitmezse
olmazlarından
olan
Duduzar
(Erenliköyü),
bir
başka
adıyla
da
Beyböyrek
(Bamsi
Beyrek),
Bayburt’a
hakim
bir
tepede
mütevazi
bir
türbe.
Şimdilerde
Türbenin
çevre
düzenlemesi
yapılıyor.
Bir
kaynaktaki
bahiste
“Muhammed
Hanefi
,Hz.
Ali’nin
Keşif
ordusu
başında
Bayburt’ta
gelmiş
ve
burada
Rum
birlikleri
ile
karşılaşmıştır.
Bu
karşılaşma
sırasında
çıkan
savaşta
kendi
oğlu
Balca
Köyü’nde,
Sancaktarı
Abdulvehhab
Gazi
Hz.(Beyböyrek
denen
zat)
ise
Bayburt’ta
şehit
düşmüştür”
ibaresi
yer
almakta.
Güzel
bir
asfalt
yolla
üç
kilometre
sonra
ulaşıyoruz
Beybörek’in
eski
adı
Duduzar
olan
Erenli
köyündeki
türbesine.
Dede
Korkut
hikayelerinde
de
geçen
önemli
şahsiyet
ve
komutandır
Bamsi
beyrek
veya
Beyböyrek.
Duduzar
da
türbenin
bulunduğu
köy
olduğundan
bu
türbeye,
hem
ziyaret
ve
hem
de
Duduzar
da
deniyor.
Çocukluğu...
devamı
www.karadenizolay.com
da
Karadenizde seller
ürkütüyor ama hayat devam
ediyor
M. kemal
AYÇİÇEK – 27
Eylül 2009Adam 1964
yılında
gitmiş
yurtdışına
ve oradan
emekli olup
dönmüş
memleketine.
Yine bağını
koparmamış,
gidip
geliyor.
Elindeki
poşette
talaş var
bir de
şemsiyesi.
Rize’nin
Kömürcüler
Köprübaşı
mevkiinde
selam verip,
biraz sohbet
etmek
isteyince
coşuyor
adeta, belli
ki hoşuna
gitmişti
selam
verişimiz.
Kim
olduğumuz
önemli
değil, yaşlı
insanların
konuşturulması
gerektiğini
ve yaşlı
insanların
görüşlerinin
gelecek
kuşaklara
aktarılmasını
istiyor ve
diyor ki, “
Büyükler,
boşuna büyük
değildir,
tarihtir her
biri, biraz
dinlensin
sözlerine
kulak verin,
dinleyin,
anlayın ve
yararlanın”
diyor..Hak
veriyorum
bende
dinliyorum
onu ve
aktarıyorum
sizlere
tabi..

Hava
soğuk, zaten
bir haftadan
beridir
sürekli
yağmur var
ve bu
yağmurlar,
aslında
yağmurlarla
içli dışlı
olan
karadeniz
insanını da
ürkütüyor.
Oysa
alışıktık
biz
yağmurlara,
onsuz..devamı
www.karadenizolay.com
da
http://www.karadenizolay.com/yazar.asp?yaziID=439
Gökyüzünde para
kadar bulut yok
www.karadenizolay.com
(Özel)-Doğu
Karadeniz’de, Trabzon’a
90 kilometrelik
mesafedeyiz. Araklı’nın
Bahçecik köyü ve
yaylasına çıkıyoruz.
Her zaman değil tabi
fırsat buldukça
gidebiliyoruz yaylalara
ama bu kez gidişimiz,
adını sık sık duyduğum
ama bir türlü dalında
görmediğim yer ligarbası
içindi. Daha önce de
ligarbaya gitmiştim ama
o zaman ki meşe
ligarbasıydı yanı ağaç
sayılabilecek fundalık
tarzındaki bitkiden
ayakta toplamıştık ama
yer ligarbası, tamamen
yayla çimenlerinin
arasında, çimenler
boylarındaki
ligarbalardan toplamak
öyle her yiğidin harcı
değilmiş. Meşe
ligarbasıyla yer
ligarbası arasında pek
fark yok bitkinin boy
farkı dışında, tad ve
lezzet farkı da
hissedilebiliyor.
Yaylada havanın çok
güzel olduğunu anlatmak
için kullanılıyor
“Gökyüzünde para kadar
bulut yok”
ifadesi..Hafta da sadece
bir gün izni olan bir
insanında bu deyimi
diline pelesenk
etmesinden doğal bir
şeyde olamazdı herhal..
Bizim Enver, öylesine
ilgili ki bende onun
ilgisine saygısızlık
olmasın diye davet
ettiğinde ona eşlik
ediyorum aslında. Oğlu
var yanında adaşım aynı
zamanda. Bir de
gittiğimiz yerde, bizi
ligarba ocaklarına
götürecek bir rehber
Dursun Ali. Meğer Enver,
o arkadaşı bir gün
öncesinden aramış, hangi
saatte orada olacağımızı
..devamı
www.karadenizolay.com
da
Araklı'da
Tilkibeli şenlendi
www.karadenizolay.com (özel)-
Telefonda , “geliyormusun yarın
Tilkibeli’ne” denince varlığını nerdeyse
unuttuğum o şelalesi ve yol hikayeleri
ile ünlü Pazarcık Turizm merkezine
gitmem gerektiğine hiç beklemeden
karar verdim ne demek, tabiki” dedim.
Hem zaten bölgemizde topu topu Devletin
ilan ettiği yirmi iki Turizm
merkezi’nden biri de Araklı Pazarcık
Milli parkıydı. Ama şenliklere adını
veren pamuğun gölünün de üzerinde
bulunduğu Tilkibeli şelalesi idi.
Orasının bir oksijen geçidi, tabii bir
flora olduğunu dedemden duymuşumdur.
Sabah erken kalkıp, birlikte
gideceğimiz şükür, Enver, Mustafa,
Hüseyin ve Ayşegül ile buluşuyoruz.
Karadenizde geleneksel olmuştur, “kendin
pişir kendin ye” tarzı, bu nedenle
büyükçe bir mangalı da araca koyuyoruz.
Artık, ne yenecekse onlar, yayladan veya
yolda bilinen yerlerden temin edilecek.
Aslında 1991 yılında Turizm Merkezi ilan
edildiği halde bugüne kadar hiçbir
etkinliğin yapılamadığı TRABZON ARAKLI
PAZARCIK YAYLASI Turizm Merkezi, ilk kez
2 Ağustos’taki şenlikle resmen açılmış
oluyor. Yol boyunca restladığımız
araçlar, tıklık tıklım dolu ve şenlik...devamı
www.karadenizolay.com da
Orağun yedisi (Hıdırnebi obası
şenliği)
www.karadenizolay.com (Özel)-Bizim sitede de var,
özellikle gurbetteki hemşehrilerimiz için bir kolaylık olsun
diye koymuştum şenlikler takvimlerini. Nerdeyse her aklına
gelen bir “şenlik” oluşturmuş, güya o adına “şenlik”
dendiğinde değerlenecek yöresini kalkındırmayı belki de
şenlik bahanesiyle yöresini tanıtacağını düşünerek yapmışlar
bunu ama hayatlarında da hiç şenlik görmeden yapmışlar bunu
belli ki. “Şenlik” adı konulunca bir yerdeki şenlik,
gerçektende o şenliğin içini dolduruyor anlamına gelmiyor
elbette. Mesela, son yıllarda “şenlik” adı verilen bir çok
yerde, birkaç yöresel sanatçı getirilince bunun şenlik
olduğu sanılıyor. Oysa o tarz şeyler, olsa olsa “yaylada
konser”den ileriye gidemez. Hem öyle de olunca bu kez
gerçekten emek, ter, gelenek, görenek yaşatma adına yapılan
şenliklere gölge düşürülüyor.

Orağın yedisi, yani Trabzon’un Akçaabat ilçesi’nin
Hıdırnebi yaylasında yapılan yayla şenliği, adıyla
insanıyla, insanının samimiliği, sevincin, şen olmanın,
gösterişsiz ve sade insan olmanın, kavuşmanın, hasre...
devamı
www.karadenizolay.com da
Yanbolu'da sinor bölüşümü
www.karadenizolay.com (Özel)-Bir Pazar günü karadeniz sahil yolundan giderken kahverengi “Santa Harabeleri” diye yazılı tabelayı görünce yanbolu köprüsünden girdim o yola. Yol dediysem elbette sahil yolu gibi bir yol beklentim yok ama en azından normal bir köy yolu da olsa sadece stabilize veya toprak olur ama “yol” olurdu. Burası ne öyle bir turizm yolu ne bir belde yolu ne yayla yolu veya ne de köy yolu olduğuna karar veremedim. Her türlüsü var, sanki yollardan bir kokteyl yapılmış gibi ama bir şantiye yolunu andırıyor.
Kılıçlı köyünün yeni ve genç muhtarı Ali Kemal Boz, “yolu da yaz” diyen köylülerine “sıkıntı olur arkadaşa, yük etmeyelim” diye yol konusundaki sıkıntılarını dillemekten çekiniyorlar. Yanbolu deresi, aslında Trabzon’un Arsin ilçesine bağlı ama dereboyu yukarıya doğru çıktığınızda aynı dere, hem Araklı, hem Arsin ve ..devamı www.karadenizolay.com da
Karadenizde bir karı-koca fotoğrafının hikayesi
M. Kemal AYÇİÇEK – 7 Haziran 2009
www.karadenizolay.com (Özel)-Makinayı elimde görünce “bize alaaddinle bir resim çek da” dedi. Bunu içten söylediğini anladım, Alaaddin eski tip sayılan Karadenizlilerdendi. Hani bilmeyenleriniz vardır diye tekrarlayayım, sevdiğine “aşkım, bitanem, cicim, gülüm” demek isteyen ama bunlardan hiç birini hiçbir zaman söyleyemeyen, baş başa kaldıklarında bile söylemeye kalksa da beceremeyen ve belki “gülünç” olmaktan kendini eşinden de sakınmaya çalışan erkek tipi. Bizim teyzeoğlu Alaaddin.
.
“Tamam” dedim, söz verdim. Eşine aşık olan bir genç kadın, istiyor ki, nur topu gibi evlatlarına kocasıyla çekilmiş bir fotoğraflarını bıraksın, ölümlü dünya..Bir çok düğün ,dernek gezmiş olmalarına rağmen bir araya gelip te yan yana bir fotoğraf çektirememişler. Aslında Karadenizli genç kadın bunu çok istemiş olmasına rağmen Alaaddin’in günümüze göre o biraz eski sayılan “huy”u veya alışkanlıkları yüzünden bir türlü gerçekleşmemişti. Aile büyükleri de vardı içerde, onların yanın damı olmalıydı bu fotoğraf diye düşündüm. Her şeyin açık olmasını, Allah’ın bildiğini kullarından gizlemenin çok da anlamlı olmadığını düşündüm ve olduğu gibi olayı kendi seyrine bıraktım. Ben sadece makinamı aldım ve onların yan yana düştüklerinde fotoğraflarını devamı.. www.karadenizolay.com da
Şimşirli’ de bir varmış, bir yokmuş hikayesi gibi
M.
Kemal
AYÇİÇEK
– 4
Mayıs
2009
www.karadenizolay.com
(Özel)-İyidere
üzerinden
bir
asma
ahşap
köprü
ile
karşıya
geçiyorsunuz.
Orada
Bakkal,
kahvehane
ve
kendin
pişir
kendin
ye
tarzı
bir
lokanta
var.
Ama
orası,
aslında
Şimşirli
köyünün
patika
yolunun
ilk
ayağı.
Köyden
yaya
olarak
ilçeye
gitmek
isteyen
veya
ile
gitmek
isteyenlerin
köyden
inişteki
ilk
durakları
yani.
Rize’nin
İkizdere
ilçesine
bağlı
Şimşirli
köyünden
söz
ediyorum.
Anlamışsınızdır
sanırım.
Haber
tarzı
anlatırsınız
olayı,
birileri
görsün
ve
bir
şeyler
yapsın
istersiniz
ama
bizim
ki o
türden
bir
haber
de
değil.
Daha
çok,
dinlenilmesi
gereken
yerler
vardır,
hani
insanlarda
iz
bırakmayı
başaran.
İlçenin
adını
verince
hemen
aklınızdan
geçirebileceğiniz
türden
yerler.
İkizdere’nin
hani
bir
köyü
vardı
belki
hatırlarsınız
Avrupa
Birliği
Fonlarından
köylerine
350
bin
avro
hibe
çıkmıştı
..devamı
www.karadenizolay.com
da
Osmanlı
yadıgarı,
İnka
Çınar'ı
M.Kemal
AYÇİÇEK
– 5
Şubat
2009
www.karadenizolay.com
(Özel)-Adına
“yeşiller
diyarı”
denilince
bizim
Karadenizlilerin
de
göçtükleri
yerlerin
başında
geliyordu
Bursa.
Yeşilliği
ile
ününde
haklıydı
tabi
Koca
şehir,
tabela
üzerindeki
nüfusuyla
bir
milyon
825
gözüküyor.
Ama
güncel
nüfusun
2
milyondan
aşağıya
olmadığı
bir
gerçekti.
İşte O
Bursa’daki
bir
ağacı
anlatmak
istedim
bu
yazımda.
O
herkesin
“çınaraltı”
diye
tabir
ettiği
ve
görmeyenlere
anlattığı
devasa
İnkaya
Çınarıydı.
Bursa’da
Çınarlar
oldukça
fazla
ama
İnkaya
Çınar’ı,
tek
başına
tüm
çınarları
anlatmaya
yeter de
artar
bile.
Görkemliliğine
laf
ettirmeyecek
kadar
boyutlu
gövdesiyle
çevresine
yaydığı
kollarıyla
adeta
doğayı
kucaklayan
görünümü,
sizi
büyülemeye
yetiyor
zaten.
Bir
sabah
kalktım,
kahvaltı
yapmamışım.
Duyumlarımla
düştüm
yola.
Önce
yürümek
istedim
ama aç
karnına
yürümektense
bir an
önce
kavuşayım
sabırsızlığı
ile
atladım
bir
taksiye,
ver
elini
İnkaya
Çınarı.
Çevrede
bir
gözlem
yaptım,
nerden
bir
fotoğraf
çeksem
ki bu
devasa
..devamı
www.karadenizolay.com
da
Arif aga, Hac’dan gelmiş
Araklı’da köye çıktım,
annem bekliyordu. Kayın
validem ve kayınpederimi de
aldım, annemin
karalahana’dan mısır ununa,
fasulyeden pırasaya, elmadan
çaya kadar varan çuval
dolusu yükünü yerleştirdim
arabaya. Kayınvalidemde
Akşar’daki (Bayburt
Balahor’u) tornuna bir çuval
elma koydu, bagajı doldurduk
artık. Trabzon’a dönüp, eşim
ve oğlumu da aldım.
.jpg)
Babam bir gün önce
Cidde’den direk Trabzon’a
inen hacıları karşılamış ve
onlarla Bayburt’a gitmişti,
beni de ordan arıyordu zaten.
Aslında kayınpederimi de
bayburt’a götürmeye
niyetliydim ama ..devamı..
www.karadenizolay.com
da
Anne ve babalarla yayla gezisi
www.karadenizolay.com
(Özel)-Yayla yolunda telefonum çaldı.
Arkadaşlarla bir ramazan günü yoldaydık.
Telefonda kardeşim vardı. Nerde
olduğumuzu öğrenince yanında annemin
“bize su getirsin” dediğini ben de
duydum. Öyle ya yayla suyu ama maden
suyu. Tamam demiştim. Ama yanımızda da
su koyacak kabımız sınırlıydı. Benim
daha fazla su almam gerekiyordu. Yayla
da iftardan sonra uğradığımız kahvehane
ve bakkal, iç içeydi. Çaylarımız içerken
bidon arayışımız da oldu ama yoktu
kimsede boş bidon. İki tane iki buçuk
litrelik cola aldım, bir gence verdim.
Kahvehanede millete cola ikram etsin
diye ama kimse içmedi. Oysa orada
çocuklar da vardı. Ama yayla, camiboğazı
yaylası.

Peki dedim kendi
kendime. Bir hafta sonrası için de
kendimde sakladığım plana onları dahil
ettim. Babam, annem, amcam (kayın
pederim) ve eşi yengem (kayın
validem).Pazar gününü bekledim.
Çocukları köye bıraktım, yolcu değişimi
yaptım. Amcam ve yengem çay topluyorlar.
Önceden haber vermediğim için de
hazırlıklı değiller. Üst-baş değişimi
için evlerine gitmelerine bile fırsat
vermeden bizim evden giysiler ayarladık
kayın pederime ve çıktık yola. Babam bu
tur durumlarda itirazcı olur genellikle,
kendi karar vermediği her hangi bir
olayda mutlaka bana ters gelen mantıkla
yaklaşır olaya ve zaman zaman tartışırız.
Ama ardından yaptıklarımın güzelliğinden
söz eder ...devamı
www.karadenizolay.com da
Ejderhanıngölü ve
Hıdırlez mağarası
|
M. Kemal
AYÇİÇEK – Ağustos 2008
www.karadenizolay.com (Özel)-
Mayıs ayında başlanan Yayla
yolculukları, kimi zaman iki
kimi zaman üç gün sürebiliyordu.
Yol yok şimdiki gibi sadece
patika yollar, hani keçi yolları
denir ya onlar gibi. Kimi
yerlerde uçurumlardan geçilmesi
gerekiyor. Yollar uzun, insanlar
yorgun düşer ama her yıl
yenilenen yayla yolculuklarında
yeni yeni tanışıklıklar ve
hikayeler, o yayla yolculuğunu
hep özlemle hatırlatır
insanlara..hele çocuklara..
Bir hafta
öncesinden başlanır yayla
yolculuğunun hazırlıkları.
Ekmekler, çörekler, keteler
hazırlanır yol boyunca ...devamı
www.karadenizolay.com da
|
|
Çevreci defineciler

Trabzon’un Araklı
ilçesindeki Kalecik
Kalesi’nin orman olmasının
hikayesi
M. Kemal AYÇİÇEK –
Ağustos 2008
www.karadenizolay.com
(Özel haber)- Define
aramak bir çok kimsenin
hayalidir. Kimileri bunu
gerçekleştirmiştir de ama
kimileri bunu yaparken hani
bir deyim vardır “araziye
uymak” diye, belki de bunu
yaparak, sanki define
aramamaktadır havasını
verebilmiş ve öylece de
aslında defineci olduğunu
gizleyebilmiştir.
Buna
bir örnek vereceğim ama bu
örnekteki kişiler,devamı..
www.karadenizolay.com
da
Derelerimiz
bulanık akıyor
HES’lere
tepki gösteriliyor ama onlar
en çevreci projeler olarak
nitelendiriliyor
M. Kemal AYÇİÇEK –
Ağustos 2008
www.karadenizolay.com
(Özel haber)- Doğu Karadeniz
Bölgesi’nde debisi müsait
hemen hemen tüm derelerimiz
üzerinde kurulmasında son
aşamaya gelinmiş,
kimilerinde yapımına
başlanmış olan çok sayıdaki
Hidroelektrik Santralleri
(HES)ne karşı çeşitli
gösteriler yapılmaya
başlandı. Vadilerine,
derelerine saygıları gereği
bunu yapan vatandaşların
seslerine elbette kulak
verilmelidir. Nitekim,
derelerdeki görüntüler,
vatandaşlarımızın
kaygılarının çok da haksız
olmadığını şimdiden
gösteriyor. Çünkü
derelerimiz, HES
inşaatlarıyla bulanık akıyor
artık.
devamı
www.karadenizolay.com da
Ligarba için
yollara düştük

M. Kemal
AYÇİÇEK – Eylül 2008
www.karadenizolay.com
(Özel)-Bizim amca
oğlu Enver, ne zaman
yayla sohbeti
yapılsa “ah ligarba”
der durur. Anlamam
ben tabi, “ligarba”
dedikleri nedir ne
değildir.
Çocukluğum, onlar
gibi buralarda
geçmemişti hem zaten
bizim bölgemizde ne
anlama geldiğini
bilmediğimiz daha
bir çok kelimeler
vardır. Sadece
ligarba değildi.
Ligarba’yı da ben
belki gördüğüm ama
adını da duyduğum
halde unuttuğum bir
bitki türüdür.
.devamı
www.karadenizolay.com
da
Çamur banyomuz da var
Erzurum’da bir ifade var,
diyorlar ki, “Allah
Karadenizlilere dert
vermiş(Romatizma), bize de
şifasını(kaplıcaları)”,
gerçekten de öyle. Karadeniz
Bölgesi’nde kaplıca yok
değil, Samsun’un
Havza’sında, Rize’nin
Çamlıhemşin (Ayder) ve
İkizdere’de, Ordu’nun Fatsa
ilçesi’nde Ilıcası’nda sıcak
termal şifalı sular var ama
çamur banyosu yok buralarda.
Üstelik daha bir çoğumuzun
da belki bu kaplıcalardan
haberimiz yok. Ama Erzurum,
adeta kaplıca kenti gibi.
M. Kemal AYÇİÇEK- 14
Temmuz 2007
Karadenizolay.com(Özel-Erzurum)-
Turizm denince akla ilk
gelen Deniz-Kum-Güneş
üçlüsünün bulunduğu yerler
olurdu. Ama artık Turizm’den

çıkarılan anlamlar da
gelişiyor ve bu üçlünün
dışına taşıyor. Doğa, Yayla,
Termal sular ve şifalı çamur
banyoları yeni Turizm
tanımlamaları haline geldi.devamı..
www.karadenizolay.com da
Yayla yolları
Kimi
küresel ısınmaya
verse de Karadeniz
Bölgesi’nde var olan
aşırı nem yüzünden
zaten insan
çalışmadan da
terler. Denize
girseniz de faydası
olmaz, denizden
çıktığınız anda
giysileriniz
Yayla yolları
M.
Kemal AYÇİÇEK – 28
Temmuz 2008
Kimi küresel
ısınmaya verse de
Karadeniz
Bölgesi’nde var olan
aşırı nem yüzünden
zaten insan
çalışmadan da
terler. Denize
girseniz de faydası
olmaz, denizden
çıktığınız anda
giysileriniz yapış
yapış olur ve
bunalırsınız.Nefes
almakta
zorlanırsınız yaz
mevsiminde. Bunun
için bir çok kemençe
türküsünde “benim
ilacım yayla” diye
feveranlar bile
vardır. Hal böyle
olunca da hafta sonu
gelince aracına
binen tutar yayla
yolunu. Ama bu
sadece gezmeyi
bilenler için
böyledir. Kimileri
de hava ne kadar
rutubetli olursa
olsun, yaylalara
gitmeyi ya akıl
edemez veya buna
fırsatı olmaz veya
imkanı da denebilir.devamı
www.karadenizolay.com
da
iddaa
| |
|

| |